İçeriğe geç

Sonra o karakolun karşısında Kastamonu’nun Nur medresesine girdim, Nurların telifine başladım. Feyzi, Emin, Hilmi, Sadık, Nazif, Salahaddin gibi Nur’un kahraman talebeleri, Nurların neşri ve çoğaltılması için o medreseye devam ettiler. Gençken eski talebelerimle yaptığım kıymetli ilmî müzakerelerin daha parlak bir örneğini gösterdiler.

Ardından gizli düşmanlarımız bazı memurları, bir kısım enaniyetli hocaları ve şeyhleri aleyhimize evhamlandırdı. Bizi Denizli Hapsine gönderip beş-altı vilâyetten gelen Nur talebelerinin o Medrese-i Yusufiye’de toplanmasına vesile oldular.

Bu On Altıncı Ümit’in etraflıca izahı, Kastamonu’dan gönderilip Lâhika’ya geçen, Denizli hapishanesindeki kardeşlerime gizlice gönderdiğim kısa mektuplarda ve Müdafaalar Risalesi’ndedir; hakikatini parlak bir şekilde gösterir. İzahını oraya havale edip burada meseleye gayet kısaca işarette bulunacağız.

Ben mahrem ve mühim kitapları, bilhassa Süfyan’a ve Nur’un kerametlerine dair risaleleri kömür ve odunların altına saklamıştım ki, vefatımdan veya baştaki insanlar hakikati dinleyip akıllarını başlarına aldıktan sonra neşredilsin. Böyle içim rahat bir halde dururken, birden soruşturma memurları ve savcı muavini yaşadığım yeri bastılar. O gizli ve mühim risaleleri odunların altından çıkardı ve beni tutuklayıp sağlığım bozuk bir halde Isparta Hapishanesi’ne gönderdiler. Ben çok üzgün ve Nurlara gelen o zarardan dehşetli müteessirken, Allah’ın bir inayeti imdadımıza yetişti. Gizlediğim ve hükümet mensuplarının okumaya çok muhtaç oldukları o mühim risaleler tam bir merak ve dikkatle okunmaya başladı, büyük resmî daireler âdeta birer Nur dershanesi hükmüne geçti. Tenkit düşüncesiyle okuyup takdir etmeye başladılar. Hatta Denizli’de, hiç haberimiz yokken, fevkalâde bir şekilde, perde altında basılmış Âyetü’l-Kübrâ’yı resmî ve gayriresmî pek çok kişi okudu, imanlarını kuvvetlendirdi. Hapis musibetimizin sıkıntısını hiçe indirdiler.

Sonra bizi Denizli hapsine aldılar. Beni mutlak bir tecritte, pis kokulu, rutubetli, soğuk bir koğuşa soktular. İhtiyarlık, hastalık, benim yüzümden masum arkadaşlarımın zahmet çekmesinden duyduğum elem ve Nur hizmetine ara verilmesinden, Nurların toplatılmasından gelen birçok keder ve sıkıntı içinde çırpınırken, birden Rabbimizin inayeti imdada yetişti.

362