İçeriğe geç

“İnsanların sana yaptıkları apaçık zulümlerde, adaletin ta kendisi olan kader-i ilahînin büyük bir hissesi ve bu hapiste yiyecek rızkın var; o rızık seni buraya çağırdı. Ona karşı rıza ve teslimiyetle karşılık vermen lâzım. Rabbinin hikmetinin ve rahmetinin de büyük bir hissesi var; o da, bu hapistekileri nurlandırmak, onlara teselli vermek ve size sevap kazandırmaktır. Buna karşı sabır içinde binlerce şükretmek gerekir. Hem nefsinin de senin bilmediğin kusurlarıyla bunda bir hissesi var. O hisse karşısında istiğfar ve tevbeyle, nefsine ‘Bu tokadı hak ettin!’ demelisin. Hem gizli düşmanların, hileleriyle bazı safdil ve evhamlı memurları kandırarak o zulme sevk ettiklerinden, onların da bir hissesi var. Buna karşı Risale-i Nur’un o münafıklara vurduğu dehşetli manevî tokatlar, senin intikamını tamamen almıştır. Bu, onlara yeter. En son hisse, bilfiil vasıta olan resmî memurlara aittir. Buna karşı da onların Nurlara tenkit niyetiyle bakıp iman yönünden ister istemez, şüphesiz faydalanmalarının hatırı için وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ düsturuyla, onları affetmek bir âlicenaplıktır.”

Ben de hakikati bildiren bu ihtardan sonra tam bir ferahlık ve şükürle, bu yeni Medrese-i Yusufiye’de durmaya, hatta aleyhimde olanlara yardım etmek için cezayı gerektirecek zararsız bir suç işlemeye karar verdim. Hem benim gibi yetmiş beş yaşında, dünyayla alâkasız ve sevdiği dostlarının yetmiş tanesinden ancak beşi hayatta kalmış olan, Nur’a ait vazifesini görecek yetmiş bin nur nüshası bâki kalıp serbestçe gezen, bir dile bedel binlerce dille iman hizmeti yapacak kardeşleri ve vârisleri bulunan bir adam için kabir, bu hapisten yüz derece daha hayırlıdır. Bu hapis de dışarıdaki hürriyetsiz zorbalıklar altında serbest olmaktan yüz kat daha rahat ve faydalıdır. Çünkü insan dışarıda, tek başına, ilgili yüzlerce memurun zorbalığını çekmek yerine yüzlerce mahpusla beraber yalnız müdür ve başgardiyan gibi bir-iki zâtın, bazı faydalara binaen uyguladıkları hafif tahakkümlerini çekmeye mecbur kalır. Bununla beraber, hapiste birçok dosttan kardeşçe iltifatlar, teselliler görür. Hem İslam’ın şefkati ve insanın yaradılışı gereği bu haldeki ihtiyarlara merhamet göstermesi, hapis zahmetini rahmete çeviriyor diye, hapse razı oldum.

358