Madem dünyada böyle tahammülü aşan, sabrı tüketen, karşı koyulmaz, yakıcı ayrılıklar var. Elbette ölüm, hayata tercih edilir. Bu ağır hayat yükü çekilir dertlerden değildir.
O vakit altı yönüme göz gezdirdim ve hep karanlık gördüm. O elemin şiddetinden gelen gaflet, bana dünyayı korkunç, boş, ıssız, başıma yıkılacak gibi gösterdi. Ruhum ise düşman vaziyetini alan sayısız belâ karşısında bir dayanak noktası, ebede kadar uzanan sonsuz arzularını tatmin edecek bir yardım eli ararken, o sayısız ayrılıklardan, tahriplerden ve ölümlerden gelen hüzne ve gama karşı teselli beklerken, birden Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan’ın
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُلَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِۚ يُحْي۪ وَيُمِيتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
ayetinin hakikati tecelli etti. Ayrılığı hatırlatan o dokunaklı, dehşetli, hüzünlü hayalden beni kurtardı, gözümü açtı.
Baktım ki, meyveli ağaçların başındaki meyveler tebessüm eder gibi bana bakıyor; bize de dikkat et, yalnız harabeye bakıp durma, diyorlar. Bu ayet-i kerimenin hakikati şunu hatırlatıyordu:
“Van ovasının sayfasında, misafir olan insanların eliyle yazılan ve şehir suretini alan insan eseri bir mektubun, Rus işgali denilen dehşetli bir sel belâsına düşüp silinmesi seni neden bu kadar üzüyor? Her şeyin asıl Mâlik’i, Sahibi ve Rabbi olan Nakkaş-ı Ezelî’ye bak; şu Van sayfasında birer mektup suretindeki eserleri, tam bir şaşaa ile eskiden gördüğün şekilde yine yazılmaya devam ediyor. O yerler boş, harap, ıssız kalmış diye ağlaman, Mâlik-i Hakikî’den gafil olmandan, insanları misafir gibi görmeyip mâlik zannetme yanlışından ileri geliyor.”
İşte o yanlıştan ve yakıcı vaziyetten bir hakikat kapısı açıldı. Ve nefis o hakikati tam kabul etmeye hazırlandı. Evet, nasıl ki demir yumuşasın, güzel ve faydalı bir şekil alsın diye ateşe sokulur. Aynen öyle de, o hüzün veren hal ve dehşetli vaziyet ateş oldu, nefsimi yumuşattı.
Dipnotlar
- “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tenzih ve tesbih eder. O Aziz ve Hakîmdir: Üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin hakimiyeti O’nundur. Hayatı veren ve alıp öldüren O’dur. O her şeye kadirdir.” (Hadîd sûresi, 57/1-2).