İşte ey ihtiyarlar! Biliniz ki, ihtiyarlıktaki zayıflık ve acz, Allah’ın rahmetini ve inayetini çekmeye vesiledir. Ben kendi şahsımda bunu birçok hadiseyle gördüğüm gibi, yeryüzündeki rahmetin cilvesi de gayet açık bir şekilde bu hakikati gösteriyor. Çünkü hayvanların en acizleri ve en zayıfları, yavrulardır. Halbuki rahmetin en şirin, en güzel cilvelerine yine onlar mazhar olur. Bir yavrunun, ağacın başındaki yuvasında aczi, annesini itaatkâr bir asker gibi, rahmetin cilvesiyle istihdam eder. Annesi etrafı gezer, ona rızkını getirir; ne vakit o yavru kanatları kuvvetlenip aczini unutsa, ona “Rızkını git sen ara.” der, artık onu dinlemez.
İşte bu rahmet sırrı yavrular hakkında gerçekleştiği gibi zayıflık ve acizlik noktasında yavrular hükmünde olan ihtiyarlar için de geçerlidir. Bende kesin kanaat uyandıracak derecede tecrübeler var. Nasıl çocukların rızıkları aczlerinden dolayı rahmet tarafından harika bir şekilde memeler musluğundan gönderiliyor ve akıtılıyorsa; aynen öyle de, masum imanlı ihtiyarların rızıkları bereket olarak gönderiliyor. Bir evin bereket direğinin ve evi belâlardan koruyanın, içindeki beli bükülmüş masum ihtiyarlar olduğu hakikatini hadis-i şerifin bir parçası,
لَوْلَا الشُّيُوخُ الرُّكَّعُ لَصُبَّ عَلَيْكُمُ الْبَلَاءُ صَبًّا
yani, “Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar üzerinize sel gibi dökülürdü.” fermanı ispat ediyor.
İşte madem ihtiyarlıktaki zayıflık ve acz, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini bu derece çekmeye vesiledir, madem Kur’an-ı Hakîm
إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمٓا أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمٓا أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرِيمًاوَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Dipnotlar
- Haşiye: Hadisin tamamı: وَلَوْلَا الْبَهَائِمُ الرُّتَّعُ وَالصِّبْيَانُ الرُّضَّعُ ilâ âhir... –ev kemâ kâl.
- Ebû Ya’lâ, el-Müsned 11/287; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 22/309.
- “(Rabbin şöyle buyurdu: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin.) Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yüksünme, ‘öff!’ bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle. Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: Ya Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak sen de onlara merhamet buyur!” (İsrâ sûresi, 17/23-25).