Hakiki kısmı: Hastalara şifa veren yüce Hakîm, büyük eczanesi yeryüzünde her derde bir deva saklamış. O devalar, dertleri gerektirir. Evet, Allah her derde bir derman yaratmıştır. Tedavi için ilaç almak, kullanmak meşrudur. Fakat tesiri ve şifayı Cenâb-ı Hak’tan bilmek gerekir. Dermanı O verdiği gibi, şifayı da O verir.
İşinin ehli dindar hekimlerin tavsiyelerini dinlemek mühim bir ilaçtır. Çünkü çoğu hastalık suiistimallerden, perhizsizlikten, israftan, hatalardan, haram zevklere düşkünlükten ve dikkatsizlikten kaynaklanıyor. Dinin emirlerini yerine getiren bir hekim, elbette meşru dairede nasihat eder ve tavsiyede bulunur. İnsanı suiistimallerden, israftan men eder, ona teselli verir. Hasta o nasihat ve teselliye güvenir, hastalığı hafifler, sıkıntı yerine bir ferahlık hisseder.
Kuruntunun ise en tesirli ilacı, ona kıymet vermemektir. Önem verdikçe büyür, şişer; önem verilmezse küçülür, dağılır. Nasıl ki arılara iliştikçe başına üşüşür, aldırmazsan dağılırlar. Ya da karanlıkta sallanan bir ip yüzünden göze görünen bir hayale kıymet verdikçe büyür, hatta bazen o hayal insanı divane gibi kaçırır. Önem vermezse insan o basit ipin yılan olmadığını anlar, telaşına güler.
Bu kuruntu hastalığı çok devam ederse hakikate dönüşür. Şüpheci ve asabî insanlarda fena bir hastalıktır. Habbeyi kubbe yaparlar, manevî kuvvetleri kırılır. Bilhassa merhametsiz, yarım veyahut insafsız doktorlara rast gelirlerse vehimleri daha çok tahrik olur. O hasta, zengin ise malı, değilse aklı ya da sağlığı gider.
Yirmi Birinci Deva
Ey hasta kardeş! Hastalığında maddî acı var, fakat o acının tesirini yok edecek mühim bir manevî lezzet seni kuşatıyor. Çünkü anne baban ve akraban varsa, çoktan beri unuttuğun gayet lezzetli, eski şefkatleri senin etrafında yeniden uyanıp çocukluğunda gördüğün o şirin bakışları yine görmekle beraber; etrafındaki çok gizli, perdeli kalan dostluklar, hastalığın cazibesiyle yine sevgiyle sana yöneldiğinden, elbette bunlar karşısında, çektiğin şu maddî acı pek ucuz kalır.
Dipnotlar
- Her hastalık için uygun bir ilacın olduğunu bildiren ve tedavi yollarının araştırılmasını tavsiye buyuran hadis-i şerifler için bkz. Buhârî, tıb 1; Müslim, selam 69; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/377, 3/335.