olarak yaratıldığı, çok zaman sağlık ve afiyet içinde yüksek bir nimet derecesi kazandığı halde; bir insanın kimi arızalarla, sağlık ve afiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı, iradesini kötüye kullanarak onları elinden kaçırdığı veyahut onlara eli yetişmediği için şikâyet etmesi, sabırsızlık göstermesi, “Aman ne yaptım da başıma bu geldi?” diye Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetini tenkit edercesine bir tavır takınması, maddî hastalıktan daha musibetli, manevî bir hastalıktır. Kırık elle dövüşmek gibi, insan şikâyet ederek hastalığını artırır. Akıllı insan odur ki, اَلَّذِينَ إِذٓا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَۙالُوا إِنَّا لِِلّٰه وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ sırrıyla, hastalık, vazifesini bitirip gidinceye kadar teslim olup sabreder.
On Dokuzuncu Deva
Cemîl-i Zülcelâl’in bütün isimlerini “Esmâü’l-Hüsnâ” diye Samediyetine yakışır şekilde tabir etmesi gösteriyor ki, o isimler güzeldir. Varlıklar içinde en latif, en güzel, en kuşatıcı Samediyet aynası ise hayattır. Güzelin aynası güzeldir, güzelliği gösteren ayna güzelleşir. O aynaya güzelden ne gelse güzel olduğu gibi, hayatın başına da ne gelirse hakikatte güzeldir. Çünkü O’nun güzel isimlerinin güzel nakışlarını gösterir.
Hayat, daima sağlık ve afiyet içinde tekdüze bir şekilde sürse kusurlu bir ayna olur. Belki bir yönden yokluğu ve hiçliği hissettirip insana sıkıntı verir, kıymeti azalır. Ömrün lezzetini sıkıntıya çevirir. İnsan, “Vaktimi çabuk geçireyim.” diyerek sıkıntıdan ya haram zevklere ya da eğlenceye atılır. Kıymetli ömrüne hapis süresiymiş gibi düşmanlık edip vaktini öldürmek, çabuk geçirmek ister.
Fakat değişimde, harekette ve farklı haller içinde yuvarlanmakta olan bir hayat, insana kıymetini hissettirir, ömrün önemini ve lezzetini bildirir. Zorluk içinde ve musibette dahi olsa insan ömrünün geçmesini istemez. “Aman güneş batmadı, gece bitmedi!” diye sıkıntısından “Of! Of!” demez.
Dipnotlar
- “Sabırlılar o kimselerdir ki, başlarına musibet geldiğinde, ‘Biz Allah’a aidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz’ derler.” (Bakara sûresi, 2/156).
- Cenâb-ı Hak hiçbir şeye muhtaç bulunmadığı halde her şeyin O’na muhtaç olması, O’nun hazinelerinden hiçbir şeyin eksilmemesi, kudretine hiçbir şeyin ağır gelmemesi.
- “En güzel isimler Allah’ındır.” (A’râf sûresi, 7/180).