İçeriğe geç

yapılıyor. Demek, bu maddeler kimin mülküyse bunlardan yapılan her şey de onundur. Tarla kiminse mahsul ona aittir. Deniz kiminse içindekiler de onundur. Hem bak, bu tezgâhlarda dokunan şeyler, işlenen nakışlı kumaşlar bir tek maddeden yapılıyor. O maddeyi taşıyan, hazırlayan ve ip haline getiren, elbette, açıkça, birdir. Çünkü bu iş ortaklık kabul etmez. Öyleyse dokunup işlenen bütün sanatlı şeyler O’na mahsustur. Bak, bu dokunan, yapılan şeylerin her bir çeşidi memleketin her tarafında bulunuyor. Hemcinsleriyle her yere öyle yayılmış ki, beraberce, birbiri içinde, aynı tarzda, aynı anda yapılıyor ve dokunuyorlar. Demek bu, bir tek Zât’ın işidir, çünkü her şey tek emirle hareket ediyor. Yoksa böyle bir anda, bir tarzda, bir mahiyette, bir toplulukta ittifak ve birbirine uygunluk imkânsızdır. Öyleyse bu sanatlı şeylerin her biri, o gizli Zât’ın ilancısı hükmünde, O’nu gösteriyor.

Âdeta her çiçekli kumaş, sanatlı makine ve tatlı lokma, o mucize sahibi Zât’ın birer damgası, mührü, nişanı ve imzasıdır. Her biri hal diliyle der ki: “Ben kimin sanatıysam, içinde bulunduğum sandıklar ve dükkânlar da O’nun mülküdür.”

Her bir nakış der ki, “Beni kim dokuduysa, bulunduğum top da O’nun dokumasıdır.” Her tatlı lokma ise, “Beni kim yapıyor, pişiriyorsa bulunduğum kazan da O’nundur.” diye ilan eder.

Her bir makine şöyle der: “Beni kim yaptıysa her yere yayılmış bütün benzerlerimi de O yapıyor ve memleketin her tarafında bizi yetiştiren O’dur. Demek, bu memleket de O’na aittir. Öyleyse bu memlekete, bu saraya kim sahipse bize de o sahip olabilir.”

Mesela, devlete ait tek bir palaskaya veyahut düğmeye sahip olmak için, onları yapan bütün fabrikaları elinde bulundurmak lâzımdır ki, onlara gerçekten sahip olunabilsin. Yoksa o mallar “devlet malı” diye elinden alınıp, onların kendisine ait olduğunu iddia eden boşboğaz başıbozuğa ceza verilir.

Sözün Özü: Nasıl ki şu memleketi meydana getiren unsurlar, maddeler memleketin her tarafına yayılmıştır ve onların sahibi de bütün memleketi elinde tutan bir tek Zât olabilir. Aynen öyle de, ondaki

274