İçeriğe geç
14. Bölüm

Takrizler

Takrizler

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ، وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ أَبَدًا دَائِمًا

Şu kâinat semâsının batmayan manevî güneşi Kur’an-ı Kerîm, şu büyük varlık kitabının tekvinî ayetlerini yani yaratılış kanunlarını okutmak, mahiyetini göstermek için şuâları hükmünde olan nurlarını neşrediyor. İnsanın aklını aydınlatarak ona sırat-ı müstakimi, dosdoğru istikamet yolunu gösteriyor. İnsanlık âleminde her fert, yaratılışındaki maksatları, fıtratındaki arzuları ve istikametindeki gayesini o hidayet güneşinin nuru ile görür ve bilir. O hidayet nurunun tecellisine mazhar olanlar, kalb kabiliyeti ölçüsünde ona aynalık ederek yakınlık kazanır. Eşya ve hayatın mahiyeti o nur ile ortaya çıkar; ancak o nur ile görülür, anlaşılır ve bilinir. Ezelî Güneş’in manevî hidayet nurlarını temsil eden Kur’an-ı Kerîm, akıl ve kalb gözüyle hak ve hakikati görmeyi sağlar. Onun nurundan uzakta olanlar, karanlıkta kalır. Zira her şey nur ile görülür, anlaşılır ve bilinir.

İşte şu hakikatin manevî ve ebedî güneşi Kur’an-ı Kerîm’in nur tecellisine, asrımızda “Nur” ismiyle müsemma Risale-i Nur’un manevî şahsiyeti mazhar olmuştur. O Nur’lar ki, karanlıktan ayrılmak istemeyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusuyla gündüzünü gece yapan, haram

281