İçeriğe geç

Hazreti Ali’nin (radıyallâhu anh) hayatı da aynıydı. Bugünkü Türkiye topraklarının belki yirmi katı büyüklüğünde bir ülkeye hâkimdi. Sahip olduğu devletin sınırları, bir kısım siyasî çekişmeler, hır gürler olmasına rağmen, o günkü Pers ve Bizans imparatorluklarının bütününü içine alabilecek genişlikteydi. Ne var ki Hazreti Ali, bazen yaz döneminde sadece kışlık elbisesi olduğu için o elbiseyle buram buram terliyor, bazen de kış mevsiminde yazlık eski elbisesi içinde tir tir titriyordu. Neden böyle giyindiği sorulunca da, “Ben, kendi imkânlarımla ancak bu kadarını temin edebiliyorum.” cevabını veriyordu.127

Müslümanlık Buysa Biz Neredeyiz?

Bugün, “Biz de onların yolundayız.” deyip hayatlarını yazlıklardan kışlıklara seyahatle geçirenlere, “Çoluk çocuğumun, torunlarımın istikbali ne olacak?” diyenlere, “Devletin parası deniz…” anlayışıyla hareket edenlere sormak lazım: Sizin örneğiniz kim? Bir mü’min olarak Karunlara, Ramseslere, Amnofislere ait olan böylesi düşüncelerden bütün bütün uzak durmak ve Allah’tan (celle celâluhu) hicap etmek gerekmez mi? Yüce Allah’tan dileğim odur ki, yüksek bir mefkûreye gönül vermiş insanlar, bu hicap hislerini hep korusunlar; dünyanın çelmesine gelmesin, bir el-enseyle devrilmesin, bir kündeyle yıkılıp gitmesinler. “Biz burada dişimizi sıkar, sabrederiz, yeter ki ötede hiçbir şeyimiz eksik olmasın.” desinler. Evet onlar;

Cahil geziyor zevrak-ı ikbal-i safâda
Arif yüzüyor merkez-i girdab-ı belâda.” (Ziya Paşa)
172