İçeriğe geç

İki Cihan Serveri, etrafını alan bu ilk kadronun, bu fakir insanların bir gün cihan çapında bir inkılâp yapacak kadro olduğunu daha işin başında biliyor ve attığı her adımı ona göre atıyordu. Dünyanın şarkının da garbının da bir gün mutlaka O’nun getirdiği hakikatlere teslim olacağından zerre kadar şüphesi yoktu.. Cenâb-ı Hakk’ın vaadinden emindi ve itminan içindeydi.

Müşriklerin isteklerini reddetti. Onlara iltifat bile etmedi. Bu zayıf ve fakir insanlara gözünün bebeği gibi baktı ve onları, insibağ köpüklü huzurunun şerefli mukimleri olarak hep aziz tuttu.

3. İnsan Unsuru İhmal Edilemez

Allah Resûlü, hayat-ı seniyyelerinde insan unsurunu hiçbir zaman ihmal etmemiştir. Hatta insanların bir kısmını cepheye gönderirken, düşünce, fikir ve ilim hayatı itibarıyla fakirliğe düşmemek için, insan, ilim ve kültür mevzuları, gündemde o muallâ yerlerini hep korudular. Başka türlü de olamazdı; zira Kur’ân-ı Kerim O’na şöyle ferman ediyordu:

وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَۤافَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَۤائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدِّينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُۤوا إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

“Mü’minler toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekmez mi ki, böylece, yanlışlıklara düşmekten sakınmış olsunlar.”8

71