Evet, Allah Resûlü karar verirken çok hızlı karar veriyor.. bu hızlı karar için de işin içine girebiliyor.. ve içine girdiği her işin de üstesinden gelebiliyor. Evet, nasıl oluyor da O’nun hayatında -siyer şahit- bir kerecik olsun tamir isteyen bir davranışa rastlamıyoruz, hatta başkalarına göre hezimet, mağlubiyet, sarsıntı durumlarında bile, işin bir kenarından tutar-tutmaz o hezimetten bir zafer çıkarabiliyor ve kendi hesabına idbârları ikbâl yapabiliyor!
Evet, mağlubiyetler, O’nun elinde muvaffakiyete inkılâp ediyor, hezimetler de zafere dönüşüyor.. ve bozgunlar, O’nun sayesinde, fütûhat şeklinde arz-ı endam etmeye başlıyordu.. O, âdeta eşyanın akışına, tabiatına, fıtratına zıt, ayrı bir akış, ayrı bir tabiat, ayrı bir fıtrat meydana getiriyordu.
Oysaki bunlar Allah’a (celle celâluhu) ait şeylerdi: وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ “Sizi de sizin işinizi de yaratan Allah’tır.”7 Allah (celle celâluhu), en ekmel, en eşref, en efdal mahlukunun eliyle kendi işlerini yaratıyor… Niçin yaratıyor?: “Bu benim kulum, bu benim peygamberim, bilesiniz.” demek için ve: “Bilesiniz ki, Ben, her şeyde O’nu destekliyorum. Siz milyonlar, milyarlar olsanız; O Benim biricik kulum da bir tane olsa yine hepinize galebe çalacaktır. Neden? Çünkü Ben O’nu, nezdimdeki bütün kuvvet hazineleriyle destekliyorum. لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّا بِاللّٰهِ O’nun arkasında Ben varım ve hiç kimse unutmamalıdır ki, arkasında Allah’ın (celle celâluhu) bulunduğu Zât’a karşı ilan-ı harp etmek, Allah’a (celle celâluhu) karşı ilan-ı harp etmek demektir.”