İçeriğe geç

Ben, hayalimde kurduğum ve ideal bir “terbiye sistemi” diyeceğim bir sistemi -tabiî yine O’ndan mülhem ve Medine kaynaklı- bana en yakın bulunanlara; tam mânâsıyla kabul ettiremedim. “Fazilet” dedim, ağzımda, dilimde tüy bitti; ama fazilete uyaramadım. O ne müthiş kuvvet, ne müthiş güçtür ki, Allah Resûlü; vahşetten medeniyet, denaetten ulviyet ve bedeviyetten mütemeddin insanlar çıkarıyor, sonra da onları mütemeddin milletlerin başına muallim yapıyor. Zannediyorum, günümüzde şu benim gibi âciz ve evindeki üç beş insana laf anlatamayan insanlar bir hamlede insanlığı tutup yükselten ve ruhunun ilhamlarını onların sinelerine boşaltan Hz. Muhammed Mustafa’nın büyüklüğünü daha iyi anlarlar… Yeter ki peşin fikirlilikte ve inatta takılıp kalmayalım.

O, devrinde ta İran’a, Turan’a açıldı. Oysaki İran ayrı bir kültürün tesirinde, Turan ayrı bir kültürün tesirinde, Türk ayrı bir kültürün tesirinde, Romalı da ayrı bir kültürün tesirinde idi. O’nun mesajı bunların hepsinin bünyelerine göre dikilmiş elbise gibi uygun geliyordu. İşte mucize! Evet, O’nun umum küre-i arzı elinin içine alıp, her yere sözünü geçirmesi büyük bir mucizedir.. ve bu mucize de o Zât’ın Allah tarafından gönderildiğine delâlet eder. Yani o Zât, Allah’ın elçisidir. Zaten bizim anlatmak istediğimiz de budur.

48