İçeriğe geç

İşte âdetlerinde böylesine mutaassıp ve alabildiğine vahşi bu cemaat içinde, O, hem de en kısa zamanda, bütün bu rezîleleri, bu ahlâk-ı seyyieyi onların içlerinden söktü attı ve onların yerine “ahlâk-ı âliye” ve “mezâyâ-yı gâliye” diyebileceğimiz en yüksek insanî meziyetleri, en yüksek insanî faziletleri getirip yerleştirdi. Eflatun Cumhuriyet’inde, başka ütopya yazarları da (meselâ Thomas Moore) ütopyalarında hep bu toplumu heceliyorlardı. Oysa Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem), o fazilet topluluğunu çoktan tahakkuk ettirmişti.

Hâlbuki, vahşi ve vahşetinde mutaassıp hatta vahşetten başka bir şey bilmeyen bir cemaatten, insanlığa medeniyet muallimliği yapabilecek bir cemaati çıkarmak apaçık zulmetten güneşler çıkarmak gibi bir şeydir. Ve işte, Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem), o harika icraatıyla bunu yapmış ve kendisinin de mucize bir zât olduğunu göstermiştir.

Yıllarca yanımızda kalan bir insana huyunu terk ettiremeyen bizler; âdetleri demlerine, damarlarına işlemiş bu insanlardan âdetlerini söküp atan, Hz. Muhammed Aleyhisselâm karşısında iki büklüm oluyor ve O’nun hak peygamber olduğuna şahadetimizi bir kere daha yeniliyoruz. Evet, vücudumuzun bütün zerreleriyle haykırıyor ve diyoruz ki: “O, Allah’ın Resûlü’dür!”

47