İçeriğe geç

1. Kur’ân-ı Kerim’de birkaç yerde, birbirinin aynı veya çok az değişiği lafızlarla şöyle buyrulur: هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ “O (Allah) ki, ümmîler içinde kendilerinden bir Resûl ba’s buyurdu. (O Resûl), onlara Allah’ın âyetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor…”13

Hemen hemen büyük çoğunluğu itibarıyla muhaddisîn ve müfessirîn-i kiram, âyette geçen ‘hikmet’ kelimesinden ‘sünnet’i anlamışlardır. Çünkü, mucize olan Kur’ân-ı Kerim’in içinde gelişigüzel sıkıştırılmış kelimeler, maksada kapalı ifadeler ve gereksiz itnab, yani yok yere kelime dökme ve sözü uzatma olamayacağından, söz konusu âyet-i kerimede, hikmetten kasıt, kitap veya kitabın bir kısmı olamaz; zira o zaman, hikmet, kitap üzerine atıf yapılmazdı. Evet, burada kitaptan maksat, çok âyetlerde de geçtiği üzere Kur’ân-ı Kerim’dir. Hikmet ise, kitabın icmâlini tafsîl, mübhemini tefsîr, umumî olanını tahsîs ve mutlakını takyîd bâbında, Allah Resûlü’nden şerefsüdûr olan sünnet-i seniyyedir.

2. Bir başka âyet-i kerimede, Allah (celle celâluhu), peygamberlerini onlara itaat edilsin diye gönderdiğini ifade buyurur: وَمَۤا أَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ إلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّٰهِ “Biz gönderdiğimiz her peygamberi, başka değil, ancak -Allah’ın izniyle- kendisine itaat edilmesi için gönderdik.”14

Allah, kendisine itaat edilsin diye peygamber gönderir. Peygambere itaat ise, onun zatından dolayı değil, ferdî-içtimaî, maddî-mânevî aydınlığa vasıta ve vesile olması hasebiyle, Allah’ın memuru bulunması itibarıyladır.

Evet: يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا أَطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ“Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve Resûlüllah’tan yüz çevirmeyin.”15

أَطِيعُوا اللّٰهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ“Allah’a itaat edin; Resûl’e itaat edin.”16

342