a. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): لَا وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ“Vârise vasiyet yoktur.”4 buyururlar. Yani, miras bırakan kimse, kendisine vâris olacak biri için mirasından vasiyette bulunamaz; şu vakfa veya bu hayır müessesesine vasiyette bulunabilir ama ayrıca kendi mirasçısına mirasından vasiyette bulunup da, “Mirasımın şu kadarı ona verilsin.” diyemez.
b. Yine, usûl-i fıkıhta, fıkhın prensipleri arasında yer alan bir başka mübarek sözlerinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ“Zarar verme ve zarara zararla mukabele etme yoktur.”5 buyurmuşlardır. Yani, kimseye zarar verilemeyeceği gibi, birine zarar veren kişiye de zararla mukabele edilemez.
c. Allah Resûlü’nün bir diğer mübarek sözlerinde ise şöyle buyrulmaktadır: فِيمَا سَقَتِ السَّمَاءُ وَالْعُيُونُ الْعُشْرُ، وَمَا سُقِيَ بِالنَّضْحِ نِصْفُ الْعُشْرِ“Yağmurların ve akarsuların suladığı arazide öşür (onda bir), hayvanlar ile sulanan arazide öşrün yarısı (yirmide bir) zekât vardır.”6
d. “Deniz suyuyla abdest alabilir miyim?” diye soran bir sahabisine Allah Resûlü, dünya kadar fetvalara esas teşkil edecek şu mübarek sözüyle karşılık verir: هُوَ الطَّهُورُ مَاؤُهُ الْحِلُّ مَيْتَتُهُ“Onun suyu temiz, ölüsü de helâldir.”7
b. Fiilî Sünnet
Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) davranışları ve hareketleriyle ortaya koyduğu sünnettir ki, Kur’ân’da sarihen zikredilmemiştir. Meselâ; Kur’ân-ı Kerim’de namaz emredilmiş olduğu ve bazı yerlerinde “Rükû edin, secde edin.” gibi emirler bulunduğu; hatta umumî bazı vakitler zikredildiği hâlde, kesin olarak hangi vakitlerde ve kaç defa namaz kılınacağı.. namazın nasıl eda edileceği.. onun farzları, vacipleri.. ve nelerin namazı bozduğu açıklanmamıştır.