İçeriğe geç

Oysaki, dinî inanç aynı zamanda diyanet demekti; o, herhangi bir ideoloji veya hukukî sistemin belirlediği sınırlara göre değil, Allah’ın vaz’ettiği esaslar çerçevesinde ifâ edilince semavîliğiyle kalabilir ve işte ancak o zaman ona din denebilirdi. Evet, din hürriyeti, vicdanî bir kanaat olmanın yanında, Allah’tan geldiğine inandığımız bütün semavî esasların yaşanması, icabında onların yazıyla, sözle başkalarına da anlatılması ve ne suretle olursa olsun ona ait kuralların engellenmeden yerine getirilmesinden ibarettir. Aksine, kısmen dahi olsa, onu yaşamaya bir kısım manilerin bulunduğu veya “şu alan-bu alan” mülâhazasıyla diyanete sınırlar konmaya çalışıldığı bir yerde din ve vicdan hürriyetinden söz etmek mümkün değildir.

239