İçeriğe geç

İslâm’ın din ve vicdan hürriyeti adına insanlığa vaad ettiği şeyler herkesin görüp anlayabileceği şekilde gayet açık ve nettir. Zannediyorum bu konuda tarihe kuşbakışı bir göz atma yeterli olacaktır: Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde azınlıklara tanınan din ve vicdan hürriyeti, Râşid Halifelerce de kemâl-i hassasiyetle üzerinde durularak herhangi bir inhirafa meydan verilmeden tamı tamına uygulanmıştır. Sonraki dönemlerde de milimi milimine bu örnek uygulamalara hep sadık kalınmıştır. Işık çağından Emevî, Abbasî ve Osmanlılara kadar –çok azı müstesna– bütün idareciler azınlıkları, inançlarını koruma, diyanetlerini yaşama, ayin ve yortularını hiçbir engele takılmadan rahatlıkla icra edebilme, çocuklarına istedikleri gibi eğitim verme, mevcudiyetlerini devam ettirme adına değişik vakıf ve cemiyetler etrafında bir araya gelme, eski mâbetlerini onarma, yeni mâbetler kurma… gibi bütün vatandaşlık haklarından yararlandırmış, ülkenin genel düzeniyle alâkalı kanun ve nizamlara uymanın dışında kendilerinden hiçbir şey istememiştir.

247