Esefle ifade etmeliyim ki, dünyanın diğer yerlerindeki durum da bundan farklı olmamıştır ve şimdilerde de değildir. Batı, Müslümanlarla ilk karşılaştığı andan itibaren, bir kısım bağnaz ve mutaassıp ruhanî reislerin tahrikiyle, daha önce başkalarının Hazreti Mesîh ve onun mesajına karşı aldıkları yakışıksız tavrı almış ve bu yeni din mensuplarını ezmek, hatta tarihten silmek için Haçlı seferleri tertip ederek gelip gelip bu mazlumlar coğrafyasına toslamıştır. Hem de Romalılar’ın aynı şeyleri kendilerine yapmış olmalarının izleri henüz silinmediği bir dönemde; âh o öldüren taassup ve kahreden bağnazlık..! Bu işgal ve tecavüzler, Hazreti Mesîh’in temel mesajlarıyla telif edilebilir miydi.? Ayrıca, tarih karşısında bu hoyratça saldırı ve baskılar hangi mâkul sebeplere dayandırılacaktı? Şayet bütün bunlar din adına idiyse –genelde öyle gösteriliyor– acaba bir diyanet hesabına bunca mesâvînin irtikâbı garip değil miydi.? Elbette garipti; ondan daha garibi de bütün bunların, mesajının özü şefkat ve merhamet olan Hazreti İsa adına yapılmasıydı…