Dar Bir Çerçevede Din Ve Vicdan Hürriyeti
Din ve vicdan hürriyeti; herkesin istediği dini serbestçe seçebilmesi, seçtiği dinin kendisine yüklediği mükellefiyetleri herhangi bir engelle karşılaşmadan rahatlıkla yerine getirebilmesi, inandıklarını tastamam yaşaması adına gerekli olan eğitimi alabilmesi ve inanıp uyguladığı bu sistemi icabında başkalarına da anlatabilmesi şeklinde hulâsa edilebilir.
Dini sırf bir kanaat-ı vicdaniyeden ibaret görenler, hem onu ilâhî vaz’a aykırı yorumlarla tahrif etmekte hem de onun uygulanma ve tesir alanını daraltarak Allah’ın dine bağlı vaad ettiği ferdî, ailevî, içtimaî fayda ve maslahatlardan yararlanmayı engellemektedirler. Oysaki din, iman esaslarına yürekten inanmanın yanında, islâmî disiplinleri tastamam yerine getirmeyi, ahlâkî kuralları arızasız yaşamayı ve daha bir kısım ailevî, içtimaî, hukukî esasları da ihtiva etmektedir ki, bu kuralların hemen bütünü inanan insanlar için bağlayıcı birer disiplin olduğu gibi, bunlara terettüp eden sonuçlar da oldukça hayatî ve ciddîdir. Evet, ne bu esaslar kulak ardı edilebilecek türden şeylerdir, ne de sonuçları önemsenmeyecek gibi hususlardır. Dünyevî nizam ve ahenk, ferdî ve ailevî huzur ve saadet büyük ölçüde bu esaslara bağlı olduğu gibi insandaki ebediyet arzusunun cevabı ve ötedeki kesintisiz mutluluk da bunların birer sonuç ve semeresidir.