İçeriğe geç

Binaenaleyh, mü’minin Allah yolunda kullanma ve taparcasına ona bağlanmama kaydıyla mal biriktirmesi de Allah yolunda olma demektir. Nasıl ki abdest almaya gitme namaz yolunda çok önemli bir iştir. Aynen öyle de, Allah yolunda hizmet etmenin şartlarından ve rükünlerinden sayılabilecek servet tedariki ve mal biriktirme de Allah yolunda olma demektir. Malını bu gayeler doğrultusunda kazanan bir insanın çarşı-pazarda alış-veriş ve pazarlık yapması, ona âdeta evrâd u ezkâr yapıyor ve Allah’a dua ediyor gibi nafile sevap kazandırır. Mühim olan, mü’minin niyetidir. Onun için Söz Sultanı (sallallâhu aleyhi ve sellem), mü’minin niyetinin amelinden daha hayırlı olduğunu bildirmişlerdir.[6] Ama onun niyeti, yine Efendimiz’in beyanları içinde, malıyla fahirlenmek,–Allah korusun– ahiretini ve ukbâsını unutup tamamen dünyaya dalmak, başkalarını ezmek, başkalarının hukukuna tecavüz etmek ve çalım satmak ise, bu mal o insanın omuzlarında bir vebaldir.[7]

İşte ikinci şıkta anlatıldığı minvalde mal biriktirme ve bu istikamette gayret gösterme mezmûmdur. Onun, bizim ahiret inancımız ve Allah’la irtibatımızla telif edilmesi mümkün değildir. Aksi takdirde İslâm’ın içinde bulunduğu şu girdap içinde, insanları kurtarmaya çalışırken, yeni yeni girdapların içine dalma söz konusu olur. Yapılması gereken şey, etrafını kuşatan girdaplara mukabil, insanımızın biraz daha kazanarak –Allah’ın tevfik ve inayetiyle– yeni yeni müesseseler kurması, bu müesseselerin başına ateş gibi civanmert kimseleri getirip koyması ve bütün bu gayretleri, insanımıza ve neslimize hizmet etme istikametinde yapmasıdır. Bu yolda mal kazanmak mezmûm değil, bilakis bir ibadettir. Kimse bu mevzuda mal kazanmadan diriğ etmemelidir, zira mühim olan niyettir.

92