Konuya bir misal vererek açıklık getirmek istiyorum. Bir gün Hazreti Osman’dan yardım istenmiş, o da, yüzlerce deveyi sırtındaki yüküyle beraber Allah yolunda verirken hiç tereddüt göstermemişti.[2] Abdurrahman İbn Avf da bir defasında kervanıyla ticaretten geldiğinde Hazreti Âişe Validemiz’den Efendimiz Aleyhissalâtü vesselâm’ın şöyle buyurduğunu duymuşlardı: “Ben, Abdurrahman İbn Avf’ı Cennet’e sürüne sürüne girerken gördüm.” Bunun hikmeti sorulunca da, “Çok serveti var.” cevabı alınmıştı. İşte Abdurrahman İbn Avf, o gün kervanla Medine’ye kadar beraberinde getirdiği servetin hepsini hemen bir sözle Allah yolunda feda etmişti.[3] Hazreti Ömer de her şeyini Mekke’de bırakmış ve Medine’ye öyle göçmüştü. Hayber Gazvesi’nden kendisine bir arazi düşen Hazreti Ömer, “Sevdiğiniz mallarınızı Allah yolunda harcamadıkça fazilet mertebesine ulaşamaz, iyiler sınıfı içine giremezsiniz. Bununla beraber her ne infak ederseniz, Allah mutlaka onu bilir.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/92) âyeti nâzil olunca, hemen gelmiş ve “Yâ Rasûlallah! Ömer İbn Hattab, oradaki o sevdiği güzel bağını-bahçesini vakfetmek istiyor.” diyerek o araziyi Allah için vermişti.[4] Bu hareketin bir benzerini de Ebû Talha gerçekleştirmişti.[5]