İçeriğe geç
14. Bölüm

Tebliğde tolerans ve müsamahanın sınırları

Soru: Bir Müslümanın tolerans ve müsamaha hudutlarını izah eder misiniz?

Batı’dan dilimize giren tolerans kelimesi, hoşa gitmeyen hususları vicdan ve iman enginliği ve sine genişliği içinde tolere veya duyguların gücüyle hazmetme demektir ki, müsamaha ve hoşgörüyle aynı olmasa da birbirine yakın sayılırlar.

Burada hemen şunu ifade etmeliyim ki, başkalarına karşı tolerans gösterilecek diye kat’iyen dindeki usûlden fedakârlıkta bulunulamaz, dinin farzları, vacipleri terk edilemez ve sünnetlerine dokunulamaz. Müsamahamız daha ziyade muhatabımızın şahsî hayatına mütealliktir. Mesela biz, şahsî hayatımızda farz, vacip, sünnet ve müstehaplara riayetkâr olma durumundayız. Aslında şahsî hayatımızda bunlara riayetkâr olmazsak, sözlerimizin karşı tarafta tesir icra edeceği de düşünülemez. Çünkü tesir ettirecek Allah’tır. Evet, bizim hayat ve davranışlarımızda Vacibü’l-Vücud ve O’nun rızası olmayınca başkasına tesir etmemiz de düşünülemez. Biz şahsî hayatımızda –ifrata düşmeden– âdâbına varıncaya kadar dini yaşamalıyız ki inandırıcı olalım. Evet, şahsî hayatımızda yaptığımız her şeyi biteviye bir şahıstan isteyemez ve onu buna zorlayamayız. İşte bu bir müsamahadır ve bu tür durumlarda muhataba karşı müsamahalı olmak gerekir.

83