İçeriğe geç

Burada yeri gelmişken istidradi olarak ifade etmek istediğim bir husus daha var ki o da, Nebiler Serveri’nin Allah’ın elçisi olmasına rağmen bazı ikazları açıklamakta bir beis görmemesiydi.[4] Benzini sararıp solduran ve itaba maruz bırakan hususa ashabından biri sebebiyet vermişse, yerinde onlardan özür de diliyordu. Aynen –rivayet doğru ise– İbn Ümm-i Mektûm’a karşı olduğu gibi... O ki, Hatice-i Kübrâ Validemiz’in akrabası,[5] Efendimiz’in müezzini[6] ve Medine’de Efendimiz’in kendisini yerine nâib bırakma şerefiyle şerefyâb olma gibi[7] pek çok pâyesi olan bir zattır. O rivayete göre Efendimiz, Abese Sûresi’nin nâzil olmasından sonra huzur-u risâlet penâhîye her girişinde hayatının sonuna kadar ona iltifat sadedinde, “Gel! Yüzünden Rabbimin beni itab ettiği insan!” demiş ve bu şekilde onu âdeta iltifatlandırmıştı.[8] Evet, Efendimiz işte bu şekilde Rabbisinin itabını hatırlamış ve hatırlatmıştı. Zira bu sûrede üstü kapalı olarak âmâ yanına geldi diye Efendimiz’in yüzünü ekşittiğinden bahsedilmektedir. (Bu ne seviyede bir durumdu? Efendimiz hangi mülâhaza ile bunu yaptı? Efendimiz’in (sallallâhü aleyhi ve sellem), Allah karşısındaki durumunun çok nazik olduğunu müdrik olmasına ve bu yüzden yüreği titremesine rağmen böyle bir durumu ne ile izah edebiliriz?... Farklı mülâhazaların mevzubahis olduğu böyle bir konuda sözü daha sonraya bırakıyor ve bu meseleye girmiyoruz.)

27