Hayatının son günlerinde o (radıyallâhu anh), bir yerde çakıl taşlarını yığmış, sonra da o taşların üzerine elbisesinin bir tarafını sererek onlara yaslanmış ve şöyle dua ediyordu “Allahım! Yaşlandım, kuvvetim azaldı, ülkem genişledi. Emirlerinden herhangi birini zayi etmeden ve emirlerinde bir kusur işlemeden ruhumu kabzet!”32
Bu dua, elleri kuruyası Ebû Lü’lü’ün hançerini adalet âbidesi Hz. Ömer’in mübarek vücuduna saplayacağı günden bir-iki gün önce yapılmış ve kabul olmuş gibidir. Hz. Ömer, bu duasında Allah’tan emanetini almasını ve kendisini mesuliyetten kurtarmasını istemiştir. Fahr-i Kâinat Efendimiz, “Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapma mecburiyetini hissederse, bari şöyle desin: “Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al!”33 buyurarak, Allah’tan mutlak mânâda ölümün istenmemesi gerektiğini bildirmiştir. Ne var ki, Hz. Ömer, mesuliyet ve mükellefiyetini idrakinin ifadesi olarak Cenâb-ı Hak’tan ölümü istemiştir. Onun yaptığı bu dua, Rabb’i tarafından hüsnü kabul görmüş ve bu namaz âşığı insan, sabah namazında iken Muğire b. Şûbe’nin kölesi Ebû Lü’lü tarafından şehit edilmiştir.
Dipnotlar
- 30 İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/98; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 3/360.
- 31 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 1/53; el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 2/337.
- 32 Muvatta, hudûd 10; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/439.
- 33 Buhârî, mardâ 19; Müslim, zikir 10.