“Mü’minler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda imanları artan ve yalnız Rabbilerine dayanıp güvenen kimselerdir.”44 âyetinde de ifade buyrulduğu gibi, hakikî mü’minler onlardır ki, Allah anıldığı zaman kalblerinde ürperti hâsıl olur. Ve onlar haşyetle sarsılırlar. Evet, Allah’ın âyetleri kendilerine okunduğu zaman imanları artar, kat kat olur; o âyetlerin ifade ettikleri mânâlarla ürperir, imanın yümnü ve emanıyla kanatlanıp uçuyor gibi bir hâl alırlar. İmanın diriltici iklimiyle tanışan mü’minler, “İman teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder.”45 fehvâsınca, inandıklarından dolayı Allah’a tevekkül eder; tevekkül ettiklerinden dolayı da, dünya ve ahiret saadetine mazhar olurlar.
Sahabeden başlayarak hakikî mü’minler hep böyle davrandılar; onlar, Allah’ın âyetleri anıldığı zaman ürperdiler ve kendilerinden geçtiler. Onların hayatlarından nakledeceğimiz şu hâdiseler bu hakikate güzel birer misal teşkil etmektedir:
e. Habeşli Bir Sahabi
Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: Bir gün Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bunu yapamazsanız, –ki elbette yapamayacaksınız– yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanan ateşten korkun!”46 âyetini okudu ve şöyle buyurdu: “Cehennem kızarıncaya kadar bin sene, sonra beyazlayıncaya kadar bin sene, sonra da simsiyah oluncaya kadar bin sene yakıldı ve yandı. Derken ateşi asla sönmeyen simsiyah bir hâl aldı.” Bunun üzerine, Resûlullah’ın önünde bulunan bir zenci yüksek sesle ağladı. Cebrail (aleyhisselâm) inerek: “Önündeki bu ağlayan kimdir?” diye sordu. Resûlullah: “Habeşli bir adamdır.” dedi ve onu övdü. Cebrail de, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu bildirdi: “İzzetim, Celâlim ve Arşımın üstündeki makamın hakkı için, dünyada Benim korkumdan dolayı ağlayan kulumu, Cennet’te sevindirir ve güldürürüm.”47
Dipnotlar
- 44 Enfâl sûresi, 8/2.
- 45 Bediüzzaman, Sözler s.335 (Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Üçüncü Nokta).
- 46 Bakara sûresi, 2/24.
- 47 el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 1/490.