Allah Resûlü, onların bu sözüne çok üzüldü ve onları itap sadedinde “Sizden evvelkiler gibi, ‘İşittik, isyan ettik’ mi demek istiyorsunuz!..” buyurdu, sonra da onlara şöyle demelerini emretti: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş Sanadır.”52
Nebiler Serveri’nin bu sözünden birkaç dakika sonra ise hemen şu âyetler nazil olmuştu: “Peygamber, Rabb’i tarafından kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. (Onlar, biz) ‘Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır’ dediler. Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) da kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”53
… Ve Bir Yakarış
Şimdi gelin biz de, bu âyetlerden mülhem, mevzuu bir dua sadedinde şu cümlelerle bitirelim:
Ey Rabbimiz! 14 asır evvel bize tebliğ buyurduğun emr-i sübhânîni biz de işittik ve itaat ettik. İlkleri mağfiret buyurduğun gibi bizi de mağfiret buyur. Ey dönüş kendisine olan Sultanımız! Ey Sultan-ı Zîşân! Ve ey Ezel ve Ebed Sultanı! Bizi yaşamış olduğumuz şu helâketler ve felâketler asrında başıboş bırakıp cehalet ve küfür karanlıklarına ezdirme.
Dipnotlar
- 52 Müslim, îmân 199; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/412.
- 53 Bakara sûresi, 2/285-286.