Bu sözüyle Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), saydığı bu üç yerde, ehli dahil hiç kimseyi hatırlayamayacağını bildirmekte ve Hz. Âişe’ye âdeta başının çaresine bakmasını söylemektedir.
Hz. Âişe Validemiz, bir peygamber hanımı, Hz. Ebû Bekir’in pâkize kızı ve mü’minlerin anası olmasına rağmen ahiretteki hesap endişesiyle ağlamaktadır. O, Efendimiz ahirete irtihal buyurduklarında daha yirmi küsur yaşlarındaydı: 17-18 yaşlarında iken kadınlık âlemine bir mürşide ve bir muallime olarak İnsanlığın İftihar Tablosu’nun saadet hanesine girmiş ve vahyin sağanak sağanak boşaldığı bir hanede kendini bulmuş, duymuş ve yoğrulmuştu; dahası ümmet-i Muhammed’in terbiyecisi olmuş, kıyamete kadar gelecek kadınlık âleminin ihtiyaç duyacağı disiplin ve prensiplerin hiç olmazsa büyük bir kısmının nâkilesi hizmetini görmüştü. Şimdi eğer Allah Resûlü, onu bile hatırlayamayacağını ve başının çaresine bakmasını söylüyorsa, bu, Hz. Âişe’nin endişe duyduğu kadar konunun ciddiyeti yanında, kimsenin kimseye faydasının olmadığı kıyamet gününde, başını yere koyup “Ümmetî, ümmetî!” diyen rahmet ve şefkat Peygamberi’nin de meselenin ehemmiyetini vurgulaması bakımından fevkalâde önemlidir.
Evet burada Nebiler Serveri, peygamberler dahil herkesin سَلِّمْ ، سَلِّمْ ، سَلِّمْ…“Bize selâmet ver Allahım, Sen selâmet vermezsen selâmete eremeyiz.” dediği yerleri hatırlatmakta ve peygamberlerin dahi böyle dediği bu üç yerde kimsenin kimseyi hatırlayamayacağını bilhassa tasrih etmektedir.43
Dipnotlar
- 43 Bkz.: Buhârî, rikak 52; Müslim, îmân 299.