Beddua Ve Allah’a Havale Etmek
İnsanları Allah’a havale etmek, mesuliyet gerektiren bir husus değildir. Ancak uygunsuz ifadelerle, Hakk’a havale edilen şahısların müstahak olmadıkları hususları ifadede mesuliyet olabileceğini söylemek mümkündür. Bir bakıma fenâ insanları Allah’a havale etmek, onlar adına çok masum bir şeydir. Gerçi Efendimiz, Ebû Cehil’i, Utbe’yi, Şeybe’yi, İbn Ebî Muayt’ı Allah’a havale etmiş; bir mânâda etmeden men edilmiştir. Ama Nebiler Serveri’nin bundan men edilmesi, O’nun hususî konumu ile telif edilemediğinden dolayıdır. Âdeta Efendimiz’e yapılan ikaz: “Sen kendine bak; onların dalâleti seni çok meşgul etmemeli. Onun sana zararı da olmaz” mânâsına bir men etmedir. Zira Efendimiz sabah akşam –bazı rivayetlerde de günde beş vakit– namazda ellerini kaldırıyor, kunut okuyor ve İslâm’a kötülük yapanları Allah’a havale ediyordu. Bu açıdan kişinin istihkâkı varsa, “Allahım, onu Sana havale ediyorum, kötülüğünü onun başına dola.” demede bir sakınca yoktur. Bir insanın böyle bir havaleye müstahak olması ve sizin onu havale etmeniz, Anadolu halkının dediği gibi “Artık Sen bilin yâ Rabbi!” demektir.