Hâsılı, cuma günü, günlerin efendisi olduğu içindir ki yerinde sabit durur, kendine has durumunu muhafaza eder, haftanın diğer günleri ona göre vaziyet alırlar. Bayram, Arefe vb. günler hep değişir ve farklı zamanlara denk gelir. Bu yüzden mü’minler, bayramlardan daha ziyade cumaya ihtimam gösterirler. Haftada bir defa cuma namazına gelmeyi ağır bulanlar da teselli olmak için bayramdan bayrama camiye-cemaate gelirler. Hâlbuki nerede bayram namazları, nerede cuma namazı! Sahabe, bayrama verdiği ehemmiyetin belki yüz katını cuma gününe veriyordu. Zira Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), مَنْ تَرَكَ ثَلَاثَ جُمَعٍ تَهَاوُنًا بِهَا، طَبَعَ اللّٰهُ عَلَى قَلْبِهِ “Kim önemsemeyerek (başka bir rivayette mazeretsiz olarak) üç cumayı terk edecek olursa, Allah onun kalbini mühürler.”304 buyurmuştu. Yani o insanda ibadet aşkı ölür, cumadan başka beş vakit namazın neşvesinden de mahrum kalır, Allah’ı sevemez, Rehber-i Ekmel’i takdir edip, O’nun arkasında yerini alamaz. Allah’ın huzuruna sanki boynunda ip, sürükleniyormuş gibi gelir.
Başka bir hadis-i şerifte de tehdit ve tedip mahiyetinde, لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ، أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللّٰهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ، وَلَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ “Bir kısım insanlar ya cumayı terk etmekten vaz geçecek veya Allah onların kalblerine mühür vuracaktır da gayri ondan öte gafiller güruhu içine girecek, duymaz, duygulanmaz fertler hâline geleceklerdir.”305 buyrulur.
Evet, cuma bu kadar ağır ve bu kadar büyüktür. Bütün bu hadisler, cumanın ehemmiyeti mevzuunda Fahr-i Kâinat Efendimiz’in hassasiyetini, daha doğrusu Cenâb-ı Hakk’ın bu mevzuda O’na talim ve tebliğinin ağırlığını ifade etmektedir.