İçeriğe geç

Asır, enaniyet ve gurur asrı. İnsanların kusurunu yüzlerine karşı söylemek âdeta imkânız. Bana öyle geliyor ki, Fahr-i Kâinat Efendimiz minbere çıksa ve günümüz insanına bir şeyler anlatsa, yaralarımıza dokunan sözlerine karşı O’na bile rahatsızlıklar izhar edilecekti. Mesele çok zordur. O bakımdan keşke bütün kusurlarımızı hiç çekinmeden yüzümüze söyleme selahiyetini kendisine verdiğimiz arkadaşlar edinebilseydik.. edinsek de o bizim, biz de onun kusurlarını söyleyiversek ve böylece kendi kendimizi kontrol etseydik, heyhat!.. Hâlbuki sahabe, topyekün kendi kendini kontrol ediyordu; bazen halife, bir sahabiye, “Abdest aldım, camiye geldim diyorsun, nerede bunun guslü?” diyor, soru soruyor; bazen de bir sahabi kalkıp halifeye, “Sen sırtındaki gömleği nereden adın? Bana düşen kumaştan bir gömlek çıkaramadım!” diyor hesap soruyordu fakat hiç kimse hesap sorulmasından rahatsız olmuyordu. Belki halife, gömleği nereden aldığını makul bir şekilde anlatıyor, mü’minin kalbindeki tereddüt ve şüpheyi izale ediyor; sahabi de hatasını kabulle birlikte meşru sebepler gösteriyor ve nedenini açıklıyordu.

4. İlk Cuma Namazı

318