İçeriğe geç

Evet, cuma, ferdî bir ibadet değil; toplu olarak mâşerî vicdanın Yüce Allah’a teveccühüdür. Âdeta kul, Allah’ın nimetleri karşısında gerekli şükrü tek başına eda edemez ve, “Rabbim! وَإِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا “Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız.”306 diye bize anlattığın nimetlere karşı, ben ferdî durumumla mukabele edemem, vicdanım buna kâfi gelmez. Bu yüzden de biz, bir araya gelerek cemaat hâlinde kulluğumuzu ve şükrümüzü Sana takdim ediyoruz. Benim cılız sesime bakma Allahım! Cemaatin gür ve dolgun bir hâlde “Allahu ekber” deyip kıyama duruşlarına, “Allahu ekber” deyip rükûa gidişlerine, “Allahu ekber” deyip secdeye kapanışlarına ve orada “Sübhânallah” deyip Seni tesbih edişlerine bak. Bu gür cemaat sesi içinde, ben Senin sonsuz nimetlerine karşı şükrümü eda etme niyeti içinde bulunuyorum.” der.

Diğer taraftan cuma, esmâ-i ilâhiyenin bir makes noktasıdır. Dolayısıyla o, büyük âlemde icraat-ı ilâhiye olarak yaratılan her şeyin belli bir noktada fihristleştirilmesinden ibarettir. Bunun mânâsı; bir şeyin konsantre hâline getirilmesi ve icap ettiği zaman sulandırılarak eski vazifesinin kat kat üstünde bir vazife görmesi demektir. Bu yönüyle cuma, hilkatteki bütün günleri bir araya getiren bir mânâyı taşımaktadır. Haftayı bölen cuma, aynı zamanda ayları, seneleri de böler ve böylece onunla bütün bir seneye, bir ömr-ü beşere ve bütün zamana nur serpilmiş olur. Aynı zamanda cumada biz, bütün bir ömrü boyunca rükû ve secde eden, kıyamda duran meleklerin neşvesini de duyarız.

3. Cumada Dikkat Edilecek Bazı Hususlar

312