Sahabi, cuma günü gusletmenin ne farz ne de cumanın şartlarından biri olmadığını çok iyi biliyordu. O, Efendimiz’in bu sözünün bir gereklilik ifade etmediğini bildiği için de onu sadece bir fazilet olarak telakki ediyordu. Onun için de cumaya gelirken sadece abdest almış öyle gelmişti. Ne var ki ashab, en küçük âdab-ı şeriatta dahi kardeşini ikaz ediyor, hesaba çekiyordu. Zira onlar çok fıtrî idiler ve aynı zamanda birbirlerinden gelecek şeylere karşı tahammüle hazırdılar. Aralarında bir kırılma, gücenme yoktu. Bu yüzden de birbirlerinin kusurlarını rahatlıkla yüzlerine karşı söylüyor, ikaz edebiliyorlardı. Bu durum ise doğal olmayı, riyadan süm’adan uzak bulunmayı iktiza eder. Bu hâl, günümüz toplumunun kaldırabileceği bir şey değildir. Günümüzde âdeta hiç kimseye kusurunu söylemeniz mümkün değildir; çünkü herkes kendisini kusursuz görmektedir. Bu yüzden söylediğiniz şeyler hafif de olsa, hemen karşınızdaki şahsın temerrüdü ve size karşı bir reaksiyonuyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Belki kendimiz de aynı durum içindeyiz; çoğu defa nefsimiz adına gelecek kusurları kabullenmeye hazır olduğumuzu ifade etmemize rağmen, yine de bazen temerrüt ediyor, bir türlü onları kabule yanaşmıyoruz.