İçeriğe geç

b. İnsanı ve Toplumu Disipline Eder

Namaz, mü’minin hayatını disipline eder ve ona itaat ruhu kazandırır. Mü’min günde beş defa namaza durmak suretiyle yirmi dört saatini beş sabit parçaya bölmüş olur. Dolayısıyla bütün işler bu vakitlere endeksli olarak –Rabbin huzuruna durup hayata bir muvazene getirdikten ve fikre bir istikamet kazandırdıktan sonra– yapılır.

Aynı zamanda mü’min, namazı eda için imama uyduğu zaman, Rab’le konuşmayı imama bırakır; imamın kıraati kendi kıraati olur ve onun dediklerine sadece “amin” der, temenna çeker. Zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Câbir’in rivayet ettiği bir hadiste, مَنْ كَانَ لَهُ إِمَامٌ، فَقِرَاءَةُ الْإِمَامِ لَهُ قِرَاءَةٌ “Kim imama uymuş ise imamın kıraatı onun da kıraatidir.”290 buyurur. İmam, rükûa eğildiğinde o da eğilir; secdeye gittiğinde o da gider.. ve bu hâl selam verinceye kadar devam eder. Bu yönüyle İslâm’da imametin mânâsı çok büyüktür. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendi ashabına daima imamlık yapmış; hayatta olduğu sürece de hiç kimsenin arkasında namaza durmamıştır. Sadece hayatının sonlarına doğru, hastalanıp mescide gelmekte zorlandığı an Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) mihraba geçip namaz kıldırmıştır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisini biraz iyi hissedip de mescide geldiğinde ise O’nun gelişini sezen Hz. Ebû Bekir imamlık mevkiinden geriye çekilmiş ve O’nun önünde namaz kıldırmak istememiştir. Çünkü O, bir peygamber olmakla birlikte aynı zamanda bir devlet reisi ve bir imamdı; dolayısıyla bu imamın önüne geçilemezdi.

298