İçeriğe geç

Evet, Allah (celle celâluhu), Sultanlar Sultanı, bizler de o kapının halâyıkıyız ve bunu –sünnet namazlarla birlikte– günde kırk defa tahiyyâta oturduğumuz zaman, أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللّٰهُ “Allah’tan başka ilâh olmadığına şehadet ederim.” demekle, Allah’ın, hakiki mânâda mâbud ve maksud olduğunu, daire-i ulûhiyet ve Rububiyetinde şerîki bulunmadığını, her şeyin zimamının O’nun elinde olduğunu ilan ve itiraf etmiş oluyoruz.

Namazda, aynı zamanda peygamberlere imanın ikrarı vardır. Kelime-i şehadet içerisinde, وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ deyip, Resûl-i Zîşân’ın ismini zikretmekle ve O’nun peygamberliğine şehadette bulunmakla aynı zamanda Hz. Âdem’den Efendimiz’e kadar gelip geçmiş peygamberlerin peygamberliklerine de şehadette bulunmuş oluruz. Bu söz, bizi yer yer gemide Hz. Nuh’un yanına, yer yer Tur’da Hz. Musa’nın yanına, yer yer gökten bir esrar hâlinde tecessüm ve temessül eden Hz. Mesih’in yanına ve yer yer de bir bakıma bütün peygamberlerin hususiyetlerini kendisinde toplamış olan Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanına götürür ve geri getirir. Yine tıpkı O’nun huzuruna çıkmış ve O’nunla diz dize vermiş gibi, اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ“Ey künhünü idrak edemediğim ve benim için idrak edilmez meçhul olan, fakat Allah’ın talimi içinde kendini ‘Muhammedün Resûlullah’ diye tanıtan nebi! Sana zerrat-ı vücudum adedince selamlarımı takdim ediyorum. Sen onları kabul buyur!” der, selam veririz.

Biz, peygamberlere imanla maziyi karanlıklar diyarı görmeyecek ve gelecekte en tehlikeli noktaları yine onların vesayeti altında âdeta şimşek gibi geçecek, huzur dolu yerlere ulaşacağız inşâallah.

289