İçeriğe geç

İslâm’ın bir yanını emirler diğer yanını nehiyler (yasaklar) teşkil eder. Mü’min olarak bizler de hayatımızı bu emir ve nehiyler çerçevesinde tanzim eder, namazlarımızla bu müstakim çizgiyi korumaya çalışırız. Haddizatında namaz, Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının iç içe geçiş keyfiyetinin bir ifadesidir ve bu yönüyle kapsamlı bir ibadettir. Hem emredici hem de nehyedici bir hüviyet taşır. Namaz, emrolunduğumuz şeylerin en ağırıdır. Fakat aynı zamanda Allah’la kul arasında bir bağ teşkil edip kulu Allah’la irtibata geçirmesi bakımından onun tatlı bir yönü de vardır. Dudağı, ulûhiyet âleminin neşvesiyle mütebessim herkes, namazda, başka ibadetlerde duyamayacağı şeyleri duyar. Bundan dolayı da namaza çağrıldığı zaman zevk ve şevk içinde koşa koşa gider. Bu hâl, onun için âdeta günde beş defa içtimaî hayatın boğucu ve bunaltıcı havasından teneffüs etme ameliyesi olur. Mescitler, bu teneffüsün mahalli hâline gelir; gelir de oralardan semalara doğru yükselen tekbirler, tehliller, tahmidler, Allah’ın rahmet ve merhamet nazarının celbine vesile olur. Bu yüzden namazda mü’minin nazarı devamlı yukarılardadır. O, bu seyre “Allahu ekber” diyerek başlar ve kenz-i mahfî (gizli hazine) olarak kalbinde duyduğu ve bildiği Rabb-i Kerim’e teveccüh eder.

271