İçeriğe geç

Nâm-ı celîl-i Muhammedî’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem)dünyanın dört bir yanında şehbal açması, bir bayrak gibi dalgalanması, “Muhammedun Resûlüllah” hakikatinin her yerde inanmış gönüllerin sesi soluğu hâline gelmesi, inanan insanlar olarak hepimizin en büyük arzusudur. Bin canımız olsa hepsini böyle bir mefkûrenin gerçekleşmesi uğruna kurban edebiliriz. Benim gibi bir kıtmir bile bunu, hayatının en büyük gayesi ve arzusu bilir. Bazen gözlerim dolar ve “Keşke her yerden ‘Muhammedun Resûlüllah’ sesi yükselse!” derim. İşte böyle bir arzu ve iştiyaka rağmen şayet bu gaye-i hayalin gerçekleşmesi mevzuunda sizin azıcık bir katkınız olduysa, siz de o kervanın içinde bulunduysanız kanaatimce şöyle demelisiniz: “Allah’ım! Ben böyle bir günün gelmesini çok arzu ederim. Fakat o gün, bazılarının ‘Bu şahsın da bu işin içinde bir katkısı vardı.’ diyerek takdir u tebcillerini, alkışlarını görmek istemem. O yüce gayenin dünyanın dört bir tarafında bir bayrak gibi dalgalanmasını öbür taraftan seyretmeyi tercih ederim.” Hatta “Ben işin içinde olursam kim bilir heyet adına ne aksama ve tökezlemeler olur. İyisi mi, ben toprağın altına çekilip gideyim ve icraat-ı sübhâniyeyi öte taraftan temaşa edeyim.” diyecek kadar ciddi bir istiğna duygusu içinde bulunmalı, böyle bir istiğna ufkunu yakalamaya çalışmalıyız.

Dünyaya Kapalı, Allah’a Açık

48