İçeriğe geç

Türkçe olimpiyatlarına katkısı olan muallim arkadaşları bu açıdan çağımızın en fedakâr insanları olarak görüyorum. Çünkü onlar çok zor şartlar altında dünyanın dört bir tarafına açılmış, sevgi ve insanlık yolunda hizmet edecek talebeler yetiştirmişlerdir. Fakat onların yetiştirdiği bu talebeler her sene milyonlarca insan tarafından ayakta alkışlanırken onlar hep sahnenin gerisinde durmayı tercih ettiler. Rabbim bu hüsnüzannımızda bizi yalancı çıkarmasın. İnşallah şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da o öğretmenler işlerini hep gönülden yapmaya devam ederler. Vâkıa, bazı kadirşinas insanlar, kimi zaman “Esas işin mimarı onlardır.” diyerek o muallimlere teşekkür edilmesi gerektiğini de hatırlattılar; fakat o öğretmenler hep sahnenin arkasında durarak bir bilinmezlik içerisinde kalmayı tercih ettiler. Zaten, yapılması gereken asıl doğru davranış da işte budur. Evet, toprağa tohumu attıktan sonra görünmeden, bilinmeden bir meçhul olarak ötelere yürüyüp gitmek lazım. Tohumu attıktan sonra, ortaya çıkan başakları kim hasat eder, kim harmana götürür, kim döver, hâsıl olacak ürünü kim ambara döker, bütün bunlara asla karışmamalı hatta bunları görme beklentisine dahi girmemelidir.

47