Bu itibarla, Alevîler de, kendilerince önemsedikleri ve yanılmaz saydıkları insanların kitaplarını bir edisyon kritikten geçirerek, baştan sona tahkik ederek ve günümüzün imkânlarıyla kullanıma daha elverişli şekilde basarak herkesin istifadesine sunabilirler. Böylece, insanları asıl kaynaklarla yeniden buluşturarak, birleşmek ve uzlaşmak için sağlam bir zemin hazırlamış olurlar. Bir kere daha ifade etmeliyim ki, şayet meseleler şahısların içtihadlarına bırakılacak olursa, çok farklı görüş ve anlayışlar ortaya çıkar; hakkı kendinde görmeler, bölünmeler ve kavgalar devam eder gider. Dahası, şartlar değiştikçe ve konjonktür farklılaştıkça, içtihatların mahiyetleri de değişir ve altından kalkılamayacak ihtilâflar zuhur eder. Bunlar da toplumu hep böler, parçalar; anlaşmadan ve uzlaşmadan alıkoyar.
İşte bu mülâhazalarla, senelerce önce Alevîlerin ileri gelenlerine, “Şayet ‘Bizim de bir kütüphanemiz olsun; İmam Cafer-i Sâdık’ın Buyruk’u, Hacı Bektaş Veli’nin Makalât’ı, Besmele Tefsiri, Fuzulî’nin Hadikatü’s-Süeda’sı, Mevlâna’nın Mesnevî’si, Yunus’un Divan’ı, Hoca Ahmet Yesevî’nin Farknâme’si gibi kaynaklarımız orada bulunsun! Vicahî kültürü kitabî kültür hâline getirelim, hem biz okuyalım hem de çocuklarımıza miras bırakalım!’ diyorsanız, biz bu mevzuda size elimizden geldiğince yardım edelim.” dedim. Bu teklifimde o kadar samimî davrandım ki, “İmkânınız olmadığından dolayı cemevi yapamıyorsanız, alın burayı kullanın ya da şurayı kültür lokali yapın, demek isterdim; fakat, bazıları bunu yanlış yorumlar ve dile düşürürler. Siz kendiniz yapın ki, kimse bu işi değişik garazlardan dolayı akâmete uğratmasın. Biz de gücümüzün yettiği kadar size yardımda bulunalım.” diye ekledim.
Cemevi ve Uzlaşma Zemini
Soru: Cemevi açma konusunda da yardımda bulunmayı mı teklif etmiştiniz?