İçeriğe geç

Yakın tarihte böyle bir duman bütün dünyayı sardığı gibi, bizim insanımıza da bir kısım hastalıklar bulaştırmıştı. Bazı inançların ve telâkkilerin temsilcileri, dinî dinamikleri itibarıyla ona karşı koyamadıklarından bütün bütün tıkanıp mânen ölmüş, kimi mü’minler de kendi değer ölçülerini iyi bilemediklerinden dolayı zifiri karanlıkta kalmışlardı. Dahası, bir kısım kimseler, kendi mânâ köklerimizi ve değişik zenginliklerimizi hesaba katmadan, tamamen fantastik mülâhazaların ya da lüks tutkularının eseri olan nice nesepsiz şeyleri alıp hazır bir elbise gibi başlarına geçirerek millet yapısındaki tenasübü berbat etmişlerdi.

Evet, hak ve hakikati kabul etmeyen maddeci felsefe, ilhad ve küfür dünyasının insanını, mânâ plânında öldürürken, Müslümanlar arasına da şüphe ve tereddüt sokmuştur. Bugün hâlâ elinde mendil, burnunu silenlerin durumu ve Batı’dan gelen her şeye ağız suyu akıtarak bakanların hâli bunun neticesidir. Hazreti Sâdık u Masduk (aleyhissalatü vesselâm) Efendimiz’in “Ahirzamanda bir duman zuhûr edecek; kâfirleri öldürecek ve mü’minleri de zükâm yapacaktır.”5 ihbarı ise, bu gerçeğin açıkça ve mucizevî beyanından ibarettir. Bilmem ki, Arapçaya ve bu dilin inceliklerine vâkıf olamadıklarından dolayı, bu cehaletlerini bir urba ile örtmeye çalışan ve “Bize meal yeter, hadise ne lüzum var!” gibi hezeyanlar savuran bazı teologların vaziyetini bundan daha güzel resmetmek kabil midir?

218