İçeriğe geç

Bunun üzerine, Rahmet Peygamberi dua edince, bol bol yağmur yağmaya başlamış ve kıtlık sona ermişti. Heyhat ki, refâha kavuşan müşrikler o açlık günlerini çabucak unutmuş ve yine eski isyankâr hâllerine dönmüşlerdi.

Nitekim, Allah Teâlâ, “O hâlde sen göğün, bütün insanları saracak olan aşikâr bir duman çıkaracağı günü gözle. Bu, gayet acı bir azaptır.”2 mealindeki beyanıyla ve müteakip âyetleriyle hem müşriklerin açlıktan her yanı sisli dumanlı gördükleri o kıtlık dönemini hatırlatmış, hem kıtlıktan kurtulduktan sonra şükretmeleri gerekirken onların tekrar inkârlarına döndüklerini nazara vermiş ve hem de bütün inkârcıların bir gün mutlaka büyük bir satvetle yakalanıp cezalandırılacaklarını bildirmişti.3

İşte, bazı müfessirler mezkûr âyetlerin bu hâdiseden dolayı nâzil buyurulduğunu söylemiş; “duhân”ın gerçek duman değil, müşriklerin açlığa maruz kalıp etrafı duman şeklinde görmeleri olduğunu ve bunun da gelip geçtiğini belirtmişlerdir.

Fikir İnhirafı ve Kargaşa

Bazı âlimler ise, kıyamet alâmetleriyle alâkalı diğer hadisleri de nazar-ı itibara alarak, söz konusu âyetlerin daha şümullü şekilde anlaşılması gerektiğini, imâ edilen “duhân”ın henüz vuku bulmadığını ve onun kıyamete yakın bir zamanda görüleceğini söylemişlerdir. Rivayetlere göre; bu duman inkârcıların kulaklarından girecek, başlarını yakıp kavuracak ve onları öldürecek; mü’minleri de nezleye yakalanmış gibi bir hâle düşürecektir.

Allahu a’lem, duhân maddî bir azap da olabilir. Mevzuyla alâkalı hadislerde, bir özenti neticesinde yakalanılan sigara hastalığından atom bombası gibi kitle imha silâhlarına ya da ozon tabakasının sebep olabileceği felâketlere kadar bazı ahirzaman belâlarına işaretler de bulunabilir. Fakat, biz şimdiye kadar “duhân”ı hep düşünce kaymaları neticesinde oluşan şaşkınlıklar, itikadî marazlar ve fikir hercümerci şeklinde anladık.

214