Sözün özü; İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslimât), torunlarının henüz çok küçük oldukları bir dönemde, birkaç kere onları birer ikişer omuzlarına almış, öpmüş, sevmiş ve onlara dualar etmiştir. Bu vesileyle, hem şefkat ve merhametinin gereğini ortaya koymuş, hem hâdiseye şahit olan sahabe efendilerimize bazı dinî kaideleri öğretmiş, hem ileride meydana gelecek meş’um olaylardan önce muhterem torunlarının kadr ü kıymetini ehl-i vicdana göstermiş, hem –Ümame misalinde7 olduğu üzere– kız çocuklarının da sevgiye lâyık olduklarını belirtme misillü bir maslahatı gerçekleştirmiş ve hem de böylece Hazreti Fatıma soyundan gelecek olan kutuplara, imamlara, mürşidlere iltifat etmiştir. Fakat, daha bilemediğimiz onlarca hikmeti gözeterek, torunlarını omuzuna aldığı zamanlarda bile, Allah Resûlü, daimî duruşunu, her zamanki tavrını ve sürekli ciddiyetini korumuştur.
Zira O, göklerle irtibat hâlinde bir insandı; O’nun bir sıradanlığı hiç olmamıştı. O, torunlarını sevme de dahil, her işi iradesiyle yapıyor, şefkatini izhar etmeyi bile vazifesinin bir gereği sayıyordu; dolayısıyla, O’nda kendini salma hiçbir zaman söz konusu olmuyordu. Rehber-i Ekmel Efendimiz’in bu tavrı, ümmeti için de şu mânâya geliyordu:
Çocuklarınıza her zaman sevgi, şefkat ve mülâyemetle muamele edin!.. Belli yaşlarda, bazı hususî zamanlarda, bir kısım maslahatlar için onları omuzlarınızda dolaştırdığınız, sırtınızda gezdirdiğiniz ve âdeta başınıza taç yaptığınız da olsun; fakat, bilhassa sözden anlamaya başladıkları andan itibaren, ciddiyeti ve dengeyi gözetmeyi de hiç ihmal etmeyin. Onların terbiyeleri ve güzel yetişmeleri adına nerede ve nasıl davranmanız gerektiğini iyi belirleyin!..
Mahcubiyet Televvünlü Sevgi
Soru: Ecdadımızda kendi çocuklarını severken hafif bir mahcubiyet duygusu göze çarpıyor; bu, makbul bir tavır mıdır, gelenekten mi yoksa dinden mi kaynaklanmaktadır?
Dipnotlar
- 7 Bkz.: Buhârî, salât 106; Müslim, mesâcid 42.