İçeriğe geç

Sâniyen; “Acaba Habîb-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in örnek olarak anlatılan hâdiselerdeki hâl ve hareketleri belli bir maslahata binâen miydi; yoksa Rehber-i Ekmel her zaman mı öyle davranıyordu?” sorusunun cevabı da iyice tetkik edilmelidir. Bazı muhaddisler, bir kısım hadis-i şeriflerde yer alan كَانَ fiilinin üslûp açısından “yapardı”, “ederdi”, “şöyleydi”, “böyleydi” şeklinde temâdîye (devamlılığa) delâlet ettiğini söylemişler ve Allah Resûlü’nün bu söz ile nakledilen davranışlarının sürekli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ne var ki, hadisin bazı muhakkik âlimleri, o mevzunun temel esprisini ortaya koymuş ve كَانَ ’nin her zaman temâdî ifade etmeyeceğini; bu fiille anlatılan hususların bazen “böyle de yapardı” mânâsına gelebileceğini belirtmişlerdir.

Bu itibarla, Mahbûb-u Âlem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in torunlarına karşı tavırlarını nazar-ı itibara alarak, onlardan umumî düsturlar çıkarmak için hadislerin lafızlarındaki bu nüktelere de dikkat etmek gerekir. Bir mânâda, “metin kritiği” açısından da mevzuyu incelemek icap eder. Evet, Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) çocuklara karşı çok yumuşak davrandığı muhakkaktır; fakat, namazda omuza alma hâdisesinin hangi üslûpla anlatıldığına dikkat etmek lâzımdır. Dahası, böyle bir hâdisenin kaç defa vuku bulduğuna da bakılmalıdır. Acaba, bu meseleyi kaç sahabî rivayet ediyor? Acaba on ayrı râvînin çok küçük farklarla aktardığı vakıalar zinciri aynı hâdiseye mi ait? Acaba hadislerin senetlerine de dikkatlice bakılsa, benzer olayların kaç defa meydana geldiğine dair bazı ip uçları yakalanabilir mi? İşte, doğru bir tespitte bulunabilmek için bütün bu soruların cevapları aranmalıdır. Şayet, bir olay hususî şartlar altında ve sadece bir-iki defa cereyan etmişse, terbiye adına ve tergîb mülâhazasıyla ona başvurulabilir; fakat, ondan genel disiplinler çıkarmaya kalkmak hatadır.

159