İçeriğe geç

Evet, “Biz gücümüz, kuvvetimiz, ilmimiz ve tecrübemizle bu işleri başarıyoruz.” düşüncesi Karunca bir düşüncedir. “Ben kendi ilmimle ve kendi iktidarımla kazandım.” iddiası ancak Karun’un ve onun torunlarının telaffuz ettikleri müşrikçe bir kuruntudur. Din ve millet yolunda hizmete gönül vermiş insanlar, Karun gibi düşünüp Karunca konuşacaklarına, gurur ve enaniyeti bırakmalı; aczinin, fakrının ve ihtiyaçlarının farkında olan kullar gibi tazarru ve duâ lisanıyla Cenâb-ı Hakk’a yönelmelidirler.

İhlâsa Çağrı

Bediüzzaman Hazretleri, dava erlerinin himmet ve gayret duygularını baskı altına alıp, onları ümitsiz, bezgin ve çaresiz bırakan tehlikelerden biri olarak işte bu “meylü’t-tefevvuk”u saymaktadır. Asıl itibarıyla, Kur’ân ve iman hizmetinde rekabete, önde olma mücadelesine, itişe kakışa bir yere varmaya ve birbirine zahmet vermeye hiç yer ve lüzum bulunmadığını ifade eden Hazreti Üstad, farklı ve üstün olma duygusunun bir müstebid gibi gelip hizmet erlerinin himmet hislerine hücum ettiğini ve onları Allah için çalışıp çabalamaktan, din uğrunda gayretten uzaklaştırdığını belirtmektedir.4 Böyle bir düşmana karşı koymak için de, كُونُوا لِلّٰهِ hakikatine sığınmak gerektiğini, yani, bir başka yerde “Allah için işleyiniz, Allah için başlayınız, Allah için çalışınız ve O’nun rızası dairesinde hareket ediniz.” diyerek tarif ettiği ihlâs kalesine iltica etmenin lüzumunu nazara vermektedir.

397