İçeriğe geç

Hâsılı, melekler, tesbihle alâkalı olarak arz etmeye çalıştığım hususlardan çok daha fazlasını derince duymuş; topyekün varlığa mahrutî ve bütüncül bir nazarla bakarak tevhid-i hakikîyi tam kavramış ve bu hakikatin fezlekesi olarak سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلٰئِكَةِ وَالرُّوحِ demişlerdir. Gönlü uhrevî esintilere aşina olan İbrahim (aleyhisselâm) da engin bir mârifet ve derin bir duyuşla dile getirilen bu tesbihe hayran kalmıştır. Bizim de, o ufku idrak etmiş olma düşüncesiyle değil, o ufka talebimizi ortaya koyma mülâhazasıyla Rabbimizi tesbih u takdis etmemiz bir vazifedir. Ümit ederiz ki, bu mülâhazaları nazar-ı itibara alarak rükû ve secdede o sırlı kelimeleri söylememiz bizim içimizde de aynı hakikatlerin inkişafına sebebiyet verir.

155