İçeriğe geç

Evet, bütün varlıkların birden görülüp gözetilmesi şeklindeki celâlî tecellînin yanı sıra bir bebeğin kendi durumuna göre ona özel rızık verilmesi de cemalî bir tecellîdir. Celâl ile Cemal’i bir arada müşâhede eden Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ diyerek bu iki tecellîye birden dikkat çekmiştir. Zaten, Bediüzzaman Hazretleri’nin de ifade ettiği gibi, “İsm-i Celâl, genellikle nevilerde ve külliyatta tecellî eder; ism-i Cemal ise mevcudatın cüz’iyatında tecellî eder. Bu itibarla nevilerdeki cûd-u mutlak, celâlin tecellîsidir; cüz’iyatın nakışları, eşhasın güzellikleri ise cemalin tecellîyatındandır. Bazen de cemal, celâlden tecellî eder. Evet cemalin gözünde celâl ne kadar cemildir, celâlin gözünde dahi cemal o kadar celildir.”16

Gönlün Sesi

İşte biz, o azametli tecellîler karşısında hayret ve dehşet yaşar, سُبْحَانَ اللّٰهِ deriz. Cenâb-ı Hakk’ın azim icraatını temâşâ eder, اَللّٰهُ أَكْبَرُ’le gürleriz. Bu arada, bir Cemal tecellîsi olarak üzerimize sağanak sağanak nimetler yağmasına mukabil de اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ der, hamd ü senâ duygumuzu seslendiririz.

153