Demek ki, inandırıcı olmanın referansı, beklentisizliktir. Karşılığında bir bedel alınan şey samimi olmaktan nispeten uzaktır. Bu hususa da değinen Üstad Hazretleri, “Hatta muhabbetin de ihlâsla bir zerresi, batmanlarla resmî ve ücretli muhabbete tereccuh eder.” demiş; bir zatın, bu ihlâslı muhabbeti, “Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükâfat istemiyorum. Çünkü mukabilinde bir mükâfat, bir sevap istenilen muhabbet zayıftır, devamsızdır.”9 diyerek tarif ettiğini ve hâlisane muhabbetin karşılıksız olması gerektiğini söylemiştir. Ona göre, hâlis muhabbete tam mânâsıyla anneler mazhardırlar. Hatta bu “anne” sözü öyle şümullü ve öyle umumîdir ki, yırtıcı arslandan alın da tavuğa kadar bütün hayvanlar âlemindeki anneler de bu muhabbetten nasiptardır. Bu nasipten dolayıdır ki, onlar yavruları için ölür ölür dirilirler ve karşılığında da hiçbir şey beklemezler. Annelerin, evlâtlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfat ve bir rüşvet istemediklerine delil ise, hayatlarını bile onlar için feda etmeleridir. Onlar, evlâtlarına bakar, onları büyütürler; sonra bir gün gelir, o yavrular annelerini de tanımıyormuşçasına çeker gider ve kendi başlarının çaresine bakarlar. Fakat anne onlara sitem bile etmez. İnsanî validelerde şuur, his ve zihin olduğundan, mâzî ve sergüzeşt-i hayat orada depolanıp arşivlendiğinden, onlar yer yer çocuklarına minnet edebilir; “Ben seni ne zorluklarla büyüttüm; senin için geceler boyunca uykusuz kaldım.” gibi şeyler diyebilirler. Bu hususta, hayvanî validelerin muhabbeti daha samimi ve daha hâlisanedir; onlar hiç minnet etmezler. İşte, bu katışıksız, samimi, hâlis ve beklentisiz muhabbete “şefkat” diyor, bütün anneleri birer “şefkat kahramanı” olarak yâd ediyor ve şefkati mesleğimizin de bir esası sayıyoruz.
Dipnotlar
- 9 Bediüzzaman, Lem’alar s.165 (On Yedinci Lem’a, On Üçüncü Nota).