Peygamber Efendimiz’in yaptığı iyilik, insanlara doğru yolu göstermek ve Cennet’i kazandırmaktır; kâinatın çehresine nur saçıp varlığın doğru okunmasını sağlamaktır; tekvinî emirlerin dilini çözüp tevile ve yoruma hazır hâle getirmektir; hayatın gayesini öğreterek insanları kaostan kurtarmak ve kurtuluş vesilelerini talim buyurmaktır; beşerin geçeceği yolları nurlandırmak ve onları ebedî saadete açılan koridora ulaştırmaktır. Resûl-i Ekrem, insanlığa, hususîyle de kendi muasırlarına bunların hepsini, Allah’ın izniyle, bilvasıta lütfetmiştir ve karşılığında da asla “Ben size şunu yaptım, bunu ettim.” dememiştir. Çünkü Peygamber Rahmanî’dir; “yaptım, ettim, kurdum, eyledim” sözleri ise şeytânîdir. “Benim ilmim, benim tecrübem, benim gayretim ve benim başarım…” lafları şeytanın hırıltılarıdır. Kutlu Nebi, böyle şeyleri hayaline ve rüyasına bile misafir etmez; çünkü O, beklentilerden, hak iddialarından ve bedel arayışlarından uzak insandır.
Nitekim Yüce Allah, Peygamber Efendimiz’e de, “De ki: Sizden bu hizmetim için hiçbir ücret istemiyorum, ücret sizin olsun! Benim ücretim yalnız Allah’a aittir ve O, her şeye şahittir.”13 buyurarak, nübüvvetin ulvî ve ilâhî yönünü nazara vermiştir. Bu beklentisizliğin neticesidir ki, Allah Resûlü, İslâm’ı tebliğden vazgeçmesi karşılığında kendisine sunulan Mekke’nin emirliği, saltanat, mal-mülk gibi cazip dünyevî teklifleri hiç düşünmeden reddetmiş; “Ay’ı bir elime, güneşi de diğerine koysalar, vallahi ben bu vazifemden vazgeçmem.”14 demiş; fâni şeylere değer vermemiş, üsve-i hasene olan nuranî ve rabbanî bir hayatı tercih etmiştir.
Ücret Çeşitleri
Dipnotlar
- 13 Sebe sûresi, 34/47.
- 14 İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 2/101; et-Taberî, Târîhu’l-ümem ve’l-mülûk 1/545.