Bu sistem insanların dine ve imana en safiyane hizmet ettikleri dönemlerde bile bir esas olarak ele alınmış ve uygulanmıştır. Cenâb-ı Allah, ganimet mallarının Müslümanlara taksimini meşru kılmış; hatta, ganimetin beşte birinin Allah hakkı için ayrılmasını emretmiştir.5 Âlimler, ganimetten pay verilecekler arasında Cenâb-ı Allah’ın da sayılmasını, “teberrük” şeklinde anlamışlarsa da, burada Müslümanların ganimet ya da o tür bir ücret alma hususundaki tereddütlerini kırmak için Cenâb-ı Hakk’ın âdeta “Ben de bir pay alıyorum.” iması ve tenezzülât-ı ilâhiye söz konusudur. Ganimet taksimi ve bir ücret tayini Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) döneminde de, Râşid Halifeler devrinde de uygulanmıştır. Vergi memurlarına, mülkî idarecilere ve kadılara maaş verilmiş; dahası, –Mevlâna Şiblî Hazretleri’nin Asr-ı Saadet serisinde anlattığına göre– Hazreti Ömer zamanında, davalı ve davacılar tarafından yapılabilecek rüşvet tekliflerine iltifat etmemeleri için kadılara çok yüksek bir ücret verilmeye başlanmıştır. Bir zaruret ve bir ihtiyaç bu şekilde giderilmiş; insanlar başkalarına el açma durumunda bırakılmamıştır.
Dini Hizmetler ve Ücret
Dipnotlar
- 5 Enfâl sûresi, 8/41.