İçeriğe geç

Aslında, devlete ve millete ait işlerin, İslâm’ın ilk yıllarında olduğu gibi gönüllü olarak yapılması ve maişet için başka gelir vesileleri bulunması daha makbul bir yoldur. Haddizatında her memur “Bu ülke benim ülkem, bu ülke için çalışmak da vazifem. Ben, yaptığım şu iş vesilesiyle milletime hizmet etmiş oluyorum; dolayısıyla, hizmetime karşılık herhangi bir ücret almayı da ayıp sayıyorum. Milletime hizmet ederken maaş da ne demek?” anlayışıyla çalışmalıdır. Fakat kendini bir yere ve bir işe bağlayan, meselâ kışlaya, adliyeye, emniyete, kaymakamlık ya da valilik dairesine sabah girip oradan ta akşam çıkan ve sürekli oradaki vazifesini düşünen bir insan, başka bir yerde daha çalışıp ailesinin geçimini sağlamaya asla vakit ve imkân bulamayacaktır. Dolayısıyla bir işe kendini adamış insanlara hayatlarını idame ettirebilecek ve başkalarına el açmayacak kadar bir ücret takdir edilmesi zaruridir.

82