Biz de edepli olmaya dikkat ederiz; Rabbimiz’e karşı mülâhazalarımızı seslendirirken en uygun üslûbu yakalamaya çalışırız; fakat, peygamber edebi bambaşkadır. Hatırlarsınız; bir dönemde يَا قَاضِيَ الْحَاجَاتِ اِقْضِ حَوَائِجَنَا كُلَّهَا، يَا دَافِعَ الْبَلِيَّاتِ وَادْفَعْ عَنَّا الْبَلَايَا كُلَّهَا“Ey ihtiyaç ve hacetleri gideren Rabbimiz, bizim bütün ihtiyaçlarımızı gider; ey belâları def’ u ref’ eden Sultanımız, başımıza gelmesi muhtemel bütün belâları def’ eyle.” şeklinde dua ediyordum. Bu duanın aslında, كُلَّهَا kaydı yoktur; fakat bütün hacetlerimizi kastetmek için ben كُلَّهَا da diyordum. Daha sonra, bu kelimeyi söyleme hususunda şüpheye düştüm. Çünkü, Peygamber Efendimiz böyle bir dua yaparken, “Senin hoşnut olacağın hâcetlerimi yerine getir.” diyor. İşte “Senin hoşnut olacağın” kaydı bir edep ifadesidir. Meseleyi O’nun rızasına bağlama ve “Razı olduğun hususlarda ihtiyaçlarımı gider.” deme Allah’a karşı saygının gereğidir. Biz, bu mülâhazaya düşüne düşüne varırız ama peygamberler, hususiyle de İnsanlığın İftihar Tablosu fetânet-i a’zam sahibi olduklarından, düşünüp taşınmadan ne diyeceklerini bilir ve hep edep çerçevesinde kalırlar.
Allah’a karşı edepten sonra peygamberlere ve hususiyle de Peygamber Efendimiz’e (aleyhi ekmelüttehâyâ) karşı edep gelir. Resûl-i Ekrem’e karşı edep, O’na itaatin Hakk’a itaat sayıldığının bilinmesi ve O’nun Allah’la münasebetleri örnek alınarak her konuda hedeflediği hususların takip edilmesi demektir. Çünkü, Sünnet-i Seniyye bütünüyle edeptir; Cenâb-ı Hak, edebin bütün güzelliklerini Habibinde cem’ etmiştir. O da, Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle, “Vahşi, âdetlerine mutaassıp ve inatçı insanları, kötü ahlâk ve çirkin âdetlerinden uzaklaştırıp ahlâk-ı hasene ile teçhiz ederek bütün âleme muallim ve medenî ümeme üstad eylemiştir.”3
Kur’ân’ın Mucizesi Bir Cemaat
Dipnotlar
- 3 Bediüzzaman, Mesnevî-i Nuriye s.21 (Reşhalar, Sekizinci Reşha).